Mind Ana Sayfa

 

MindBlog

 

İK Zirvesinin Ardından...

14-15 Nisan tarihlerinde yapılan İK zirvesindeki ilk gün konuşmalarını ilgiyle izledim. Hepsi birbirinden derin konular ve çok değerli konuşmacılardı. Sizlerle bu konuşmalardan aldığım bazı notları kısa da olsa paylaşmak istiyorum.
Konuşmacıların bir kısmı kitaplarını okuduğum ve takip ettiğim isimler olması nedeniyle canlı performanslarını izlemek benim için etkileyici bir deneyim oldu.
Sondan başlamak istiyorum: Debbie Ford, ‘Gölge Etkisi’ kavramının yaratıcısı. İlk olarak 2002 yılında ‘The Dark Side of the Light Chasers’ kitabını okuyarak tanıştım. Kitabın adı çok hoşuma gitmişti, okumaya başlayınca da içindeki egzersizleri yapmanın ne kadar cesaret gerektirdiğini görmüştüm. Değerli taraflarımızın zıttı bir de karanlık taraflarımızı bulmamızı sağlıyor kitap. Kimsenin bilmesini istemiyeceğimiz, bize ait olduğunu reddetmek isteyeceğimiz davranışlarımız bunlar. Yüzleşmek zor oluyor başlangıçta ama bir süre sonra bunu eğlenceli bir oyuna dönüştürmek mümkün. Eleştiri huyunu bırakmak için de birebir diyebilirim.
Konuşmacı Devdutt Pattanaik tıp doktoru olarak eğitim almış, uzun bir profesyonel yaşamdan sonra mitolojiye merak sarmış ve bu konuda uzmanlaşmış. Şimdi bir mağaza zinciri olan Future Group şirketinin CBO’su. CBO, Chief Belief Officer, bu ünvanı hiç duymuş mudunuz? Türkçesi ne olabilir diye düşünüyorum,henüz bulamadım. Devdutt Pattanik renkli bir konuşmacı ve kişilerin bireysel inanışlarının gerçekleri nasıl yorumladıklarına etkisini mitolojilerden örnek vererek anlattı.Bireyler davranışlarını inanışlarına göre şekillendirirler dedi ve liderleri insanların ihtiyaçlarına karşı duyarlı olmaya davet etti. Yöneticilere duyarlı olmayı öğretin, bir karar alırken, ben bu kararı neden alıyorum diye düşünmeleri sağlayın mesajını verdi.
Liderlik, koçluk ve mentorluk alanlarında düşünce liderlerinden David Clutterbuck, ekiplerin başarısının koçluk ve mentorluk için ayrılan zamanla ilişkili olduğunu belirtti. Mentorların kendileri rol model oldukları zaman çok daha etkili olduklarını söyledi ve mentorluğun o zor soruları sormak olduğunu vurguladı.
İnsan Kaynakları’nın rolü ve beklentiler de konuşulanlar arasındaydı. Konuşmacı Nick Holley, İnsan Kaynakları görevinin zor bir görev olduğunu ve bu birime seçilen çalışanların bu zorlukla başedebilecek nitelikle olmaları gerektiğini söyledi. Nick Holley, Elliot Jaques tarafından karmaşıklık, etki ve zaman boyutuna göre tanımlanmış yedi iş seviyesinde İnsan Kaynakları Direktörünün beşinci seviyede olması gerektiğini belirtti. Bunu belirtirken de Barack Obama’nın yedinci seviyede olduğu referansını vererek görevin zorluk seviyesini açıkça dile getirdi.
Aynı grup içinde konuşan üç konuşmacı da İnsan Kaynakları yöneticisinin bakış açısının geniş olması, iş birimlerinin perspektiflerine sahip olmaları ve projeleri seçerken kuruma etkisinin esas alınması gerektiğini belirtti. Nick Holley verimliliği artırmak için teknolojiye yatırım yapılmasını, dış kaynak kullanılmasını ve işlemlerin merkezileştirilmesini önerdi. İK Liderliği yazarı Linda Holbeche, nelere odaklanılacağının karar verilerek harekete geçilmesi ve iş ortakları ile ortak bir anlayış oluşturulması gerektiğini söyledi, gözalıcı uygulamaların azaltılmasını önerdi. Liderlik Kodu yazarı Norm Smallwood sadece kendi güçlü yanlarımızın değil, diğerlerinin de güçlü yanlarının üstüne inşa etmeliyiz, paydaşlarımızı güçlendirmeliyiz vurgusunu yaptı.
Bir diğer konuşmacı Dr. Josie M. Gregory ise organizasyonların insanların zihninde olduğunu, düşünce şeklimizin değiştiğini belirtti. Yapılacakların değil ‘nasıl’ yapılacağın kimlikle ilgili olduğunu söyledi. Aynı zamanda İnsan Kaynakları (Human Resources) yerine İnsan İlişkileri (Human Relations) yaklaşımını getirdi.
Yazıyorum, yazdıkça söylenenlerin değerini daha çok hissediyorum. Konular büyük, konuşmacılar engin. Bu seferlik bu kadar. Bir sonraki yazımda David Rock’un yaklaşımından bahsedeceğim, Liderliğin Biyolojisi.

Zeynep Akalın 19.04.2010