2009’un sonuna gelirken ortağım Zeynep bana bir görev verdi. Web sitemiz için senenin kapanış blog’unu ben yazmalıymışım. Zeynep’e hayır demek zordur, her şeyi pek uygun bir dil ile talep ediverir. Ben de hayır demesini hala öğrenme yolunda olan bir öğrenciyim. Bir de her tembel öğrenci gibi işlerimi erteleme eğilimim olduğunu baştan itiraf edeyim. Neyse konu Zeynep veya ben değiliz.
Sene biter yeni bir sene başlar, eskide neler bırakırız, yeniye taşımak istediklerimiz nelerdir, ilişkiler, davranışlar, alışkanlıklar, hedefler, işler, arkadaşlıklar şöyle bir gözden geçirilir, temiz sayfalar açılır, eski sayfalar top yapılıp çöpe atılır. Oysa insan yaşamı böyle belli aralıklara kesintiye uğrayan ve bir alt satıra geçen düz bir çizgimidir? Yoksa bir çekirdekten başlayıp onun etrafını ince ince örerek devam eden dairesel bir devinim midir?
Ben doğrusu dairesel görüşe yakınım. Hiçbir şeyin tamamlanmadığı, her şeyin yarım kaldığı bir süreç gibi geliyor bana hayat. Düşünsenize aksi ne kadar da sıkıcı olurdu. Tamamlanmış işler, bitmiş projeler, yazılmış yazılar, büyütülmüş çocuklar, tadılmış bütün yemekler, içkiler, derdest edilmiş ilişkiler, seyredilmiş tüm filmler ve kitaplar vs, vs. Yazarken içim katıldı doğrusu. Çocuk merakı ile başlamak isterim oysa ben yeni yıla. Yeni senenin, yeni yaşın getirdiği farklı düşünce ve duygularla devam etsin isterim her şeyin kaldığı yerden. Evrilsin, eklensin üstüne farklı bilgiler, görüşler, tecrübeler, yaşanmışlıklar ve başka bir boyutta devam etsin kendini tamamlamaya.
Yeni ve tertemiz bir sayfa açmaktan, yepyeni hedefler koymaktansa kendinize, bakın bakalım geride kalan senede nasıl büyüdünüz, olgunlaştınız, yarımlarınızın üzerine neler eklediniz? Şöyle bir sessiz zaman ayırıp gözden geçirin kendinizi, neler eklemek istiyorsunuz bu sene özünüze? Yoksa her şeyi tamamladınız da yepyeni listelere mi hazırsınız?
Oya Kozlu 12.02.2010