Mind Ana Sayfa

 

MindBlog

 

Öfkeyi Dinlemek

Geçen yazımı “sorun öfkenin kendisinde değil, öfkeyle davranmakta” diye bitirmiştim. Öfke sadece bir duygu. Önemli olan bizim o duygu ile ne yaptığımız. Öfke ile davranmak da kendi duygularımızın sonucunda verdiğimiz bir tepki. Yani duygu da, tepki de bizim.

Bu yazımda öfke ile uzlaşmak için iki basit öneriden söz etmek istiyorum:
• Bedenimizi dinlemek,
• İç sesimizi dinlemek.

Bedenimizi dinlemek: Öfkelenme süreci, bir nedenle amigdala’nın ipleri eline alması ile başlıyor. Amigdalanın yaptığı ilk iş ise vucütta bazı kimyasalların salgılanmasını sağlamak. O halde aklınız bedeninizde olsun. Bedeninizin verdiği sinyalleri iyi dinleyin. Henüz sürecin başında iken, akıntıya kapılmaktan kurtulabilirsiniz. Örneğin o ortamdan uzaklaşabilir, konuyu değiştirebilir, bir şekilde süreci kesebilirsiniz.

Bu sinyaller kişiden kişiye değişebiliyor ancak en yaygın öfkelenme sinyallerden biri de nefes. Sık nefes almaya başlarsınız. Bunu farkettiğinizde nefesinizi yavaşlatmaya çalışın. Öfkeli iken daha çok nefes alıp daha az nefes verirsiniz. Daha çok nefes vermeye çalışın, sakinleşeceksiniz. Bedeninizi iyi dinlerseniz öfkelenme sürecini durdurabilecek daha bir çok önlem düşünebilirsiniz.

İç sesimizi dinlemek: İç sesimizi dinleme alışkanlığı, sadece öfke söz konusu olduğu zaman değil, her zaman çok değerli. Kendinize ne söylediğiniz çok önemli. İç sesiniz size öfke pompalayabilir. “Hiç”, “hep”, “asla” gibi sözcükler; “öyle olmalı”, “böyle yapmalı” gibi meli/malı tabirleri; “haksız”, “yanlış” gibi yargılamalara dikkat. Öfke yargı ile başlar. “Haklı olmak” bir şekilde gündeme geliyorsa amigdala işe karışmaya başlıyor demektir. Yargımız öfkemizi besliyor ve öfke sürecine kapılıyor, kırıyor, kırılıyoruz.

Demiştik ya, öfke sadece bir duygu. Önemli olan bizim o duygu ile ne yaptığımız, nasıl tepki verdiğimiz. Yani duygu da, tepki de bizim. Öfkemizin sorumluluğunu hiç başka kişilere, başka olaylara yüklemeyelim.

Gul Ergul 21.12.2009